Işığı Üretenler: Ozge Atelier

Işığı Üretenler, yalnızca ürünlerin değil; o ürünlerin arkasındaki insanların, ellerin ve hikâyelerin izini süren bir seri.
Her parça bir atölyede doğar ama asıl anlamını onu üreten kişinin dünyasından alır. Bu seride, ışığın yalnızca bir aydınlatma unsuru değil; bir ifade biçimi, bir hafıza taşıyıcısı ve bazen de bir kırılma anının sonucu olduğunu anlatan hikâyelere yer veriyoruz.
İlk durağımız: Ozge Atelier.
Seramikle kurduğu bağ üzerinden kendine özgü bir dil yaratan Özge’nin hikâyesini, kendi anlatımından dinliyoruz.

Bir Kırılma Anıyla Başlayan Yolculuk
Bazen en güçlü başlangıçlar, planlanmayan anların içinden doğar.
Bazen en güçlü başlangıçlar, planlanmayan anların içinden doğar.
‘’ Hayatım boyunca hep sanatla iç içeydim. Yazdım, çizdim, boyadım, tasarladım. Bu iş planlı bir proje şeklinde başlamadı. Mimari Restorasyon okudum. Sonrasında iç mimarlık ve mimarlık ofislerinde 3D tasarım uzmanı olarak çalıştım.
Mekân tasarlamayı seviyordum fakat mekân tasarlarken en çok küçük detaylara vakit harcamak beni mutlu ediyordu. O zamanlar, projesinin tasarım ve uygulamasını üstlendiğim dönemsel bir iş almıştım. Aslında yalnızca tasarımını yapıp üretimini Kütahya’da yaptıracaktım. İşler ters gidince seramikle yakınlaşmak zorunda kaldım.
Üretimin tüm sancılı sürecini, malzemeyi, sektörden insanları tanıdım. İşi teslim ettiğimde elimde üretimden kalan seramik küllükler vardı.
İş birliği yaptığımız markanın sahibini aradım ve buna devam etmek istediğimi söyledim. Çok kısa sürede kusursuz bir formun üzerine el boyaması fikri insanların dikkatini çekti ve beklediğimden hızlı gelişen bir markalaşma sürecine girdik.
İlk başladığımızda Ozge Atelier’in tüm ürünleri sanat platformlarında sergilendi. Sonra iş büyüdü ve artık beğenilen tüm ürünleri sürekli olarak üretmek için kendi atölyemi kurdum.
Hayatta bazı fırsatlar felaket gibi görünebilir. O noktada doğru seçim yapmak ve mesajı net almak çok önemli.
Benim çıkış noktam neyi istemediği bilmek oldu. Üzerine yıllarca eğitim aldığım mesleğimi bırakarak hiç bilmediğim bir yolculuğa çıktım.’’ Tasarım satışa hazır olana kadar: tekrar, tekrar, tekrar….

Tasarım Satışa Hazır Olana Kadar: Tekrar, Tekrar, Tekrar….
Her parça, aceleyle değil; tekrarlarla ve içe sinmeyle tamamlanır.
‘’Ozge Atelier’de üretim süreci tamamen tasarım ve zanaatkârlık üzerinden ilerliyor. Ürünleri genellikle koleksiyon parçaları ve özel seriler olarak iki ana grupta kurguluyoruz. Koleksiyonlarımız belirli bir tema ve hikâye etrafında kurgulanır; her parça koleksiyonun bütününe ait olurken aynı zamanda kendi özgün karakterini taşır.
Tasarım sürecimiz çizimle başlıyor. Ardından motiflerin ve kompozisyonların yüzeyde nasıl durduğunu görmek için prototipler hazırlıyoruz. Bu aşamada ürünler boyanır, sırlanır ve fırınlanır; fırın sonrası yapılan değerlendirmelerle gerekli denemeler gerçekleştirilir ve tasarım tamamen içimize sindiğinde koleksiyon üretime hazır hale gelir.
Bu yaklaşımda, sezon trendlerini takip etmek hiçbir zaman önceliğimiz olmadı.
Amacımız trendleri yakalamak değil; zamansız bir estetiğe sahip, ruhumuzdan ve iç dünyamızdan doğan, özgün ve niş parçalar ortaya koymaktır.
Her tasarımımız, geçici akımlardan bağımsız olarak uzun yıllar değerini koruyacak karakterde kurgulanır.’’
Malzemeyle Kurulan Sessiz Bağ
Bazı malzemeler sadece araç değil, üretimin ortağıdır.
‘’Genellikle seramik malzemesiyle çalışıyoruz. Süreç içerisinde çini ve stoneware gibi farklı yüksek pişirim malzemeleriyle de denemeler yaptık. Ancak fırından çıktığında bizi en çok tatmin eden; canlılığı, estetiği ve kusursuz yüzey etkisiyle seramik oldu. Bu nedenle üretim yolculuğumuza ağırlıklı olarak seramikle devam etmeyi tercih ettik.’’

Kalıpların Dışında Bir Dil
Bazı parçalar bir stile değil, kendi diline ait olur.
Ürünlerimizin bizi en iyi yansıtan yönü, hiçbir kalıba ait olmamalarıdır. Tasarımlarımızı yalnızca yeni ya da satış odaklı bir ilgi yaratmak için değil;
zamansız bir estetikle, gerçekten anlayan ve değerini bilen insanların bağ kurabileceği parçalar olarak kurguluyoruz.’’
İlhamın Kaynağı: Yaşanmışlık
Tasarımlar, yalnızca düşünceden değil; hayattan beslenir.
‘’Atölyemiz Balat’ta. Dolayısıyla mekanlardan, anılardan, farklı kültürlerden, bolca renkten ve tabi ki en çok insanlardan besleniyoruz. Bu kaçınılmaz bir şekilde tasarladığımız tüm ürünlerimize yansıyor.

Kontrol Edilemeyenle Üretmek
Belirsizlik, sürecin en zor ama en öğretici parçasıdır.
‘’Üretim sürecinde bizi en çok zorlayan şey, her zaman işlerin planladığım gibi gitmemesi. Çünkü seramik yapanlar bilir fırının ve malzemenin de kendine has bir bilinmezliği var. Onlar ne derse günün sonunda o olur. Bazen bu sebepten doğan sorunlara çözüm ararken inanılmaz bilgiyle doluyoruz.’’
Bir Parçanın Bıraktığı His
Bir obje, yalnızca görünmek için değil; hissedilmek için vardır.
‘’İnsanlar ürünlerimize baktıklarında bunun kesinlikle bir Ozge Atelier tasarımı olduğunu hissetsin isterim. Zaten her ürünümüzün kendine özgü yarattığı bir duygu olduğunu düşünüyorum ve bunu insanların ilk tepkilerinden de görebiliyoruz.
İlk karşılaşma anlarını bu yüzden çok seviyorum. Bazen hüzünlü, bazen enerjik, bazen de sakin bir his yaratabiliyor; ama her zaman bir duygu bırakıyor.’’
Heirloom’dan
Bazı parçalar kullanıldıkça değil, yaşandıkça değer kazanır.
Heirloom olarak, ürettikleriyle bize ilham veren ve bu dünyaya kendi dilini bırakan Özge’ye teşekkür ederiz.
Ozge Atelier’in parçaları, yalnızca mekânları değil; anları da taşır.
Zamanla hatırlanan, biriktirilen ve birer yadigâra dönüşen bu üretimler,
her karşılaşmada yeni bir anlam kazanır.
İyi ki üretiyor, iyi ki var!
